14 Ocak 2012 Cumartesi

KAYISININ BESİN DEĞERİ


Kayısı Meyvesinin Tüketim Alanları

Dünyada üretilen kayısının önemli bölümü sofralık olarak tüketilmektedir. Ancak kayısıda hasat döneminin kısa olması ve taze kayısının çabuk bozulması nedeniyle kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir. Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 20-25’lik kısmı kurutulmaktadır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısıdan geriye kalan kısmı ise işlenerek değerlendirilmektedir.
Kayısı çekirdeklerin tatlı olanları çerez olarak tüketilmekte, acı olanlar ise kozmetik ve ilaç sanayiinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kayısı çekirdeğinin tohum ve kabuğundan badem yağı, yemeklik yağ, benzaldehit (aroma esansı), furfural, aktif karbon, amigdalin ve hidrosiyanik asit elde edilmektedir. Kayısının gövde, dal ve çekirdek kabukları yakacak olarak kullanılmasının yanı sıra kayısı ağacının yaş ve kuru yaprakları hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.

YERLİ VE YABANCI KAYISI ÇEŞİTLERİ


Bugün dünyada 1750’nin üzerinde kayısı çeşidi ve melezi bulunmakla birlikte her ülkede ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılan kayısı çeşidi sayısı 5-10’u geçmemektedir. Bu bölümde ülkemizde ve yurtdışında yetiştirilen önemli bazı kayısı çeşitlerinin özellikleri verilmiştir.


Yerli Kayısı Çeşitleri


Hacıhaliloğlu

Malatya’nın en önemli kurutmalık kayısı çeşididir. Malatya’daki kayısı ağacı varlığının yaklaşık % 73’nü oluşturur. Tahmini olarak 1900’lü yılların başında Malatya’nın 12 km kuzey- doğusundaki H.Haliloğlu çiftliğinde bir seleksiyon sonucu bulunmuştur.

Ağaçları yüksek boylu, dik, dalları yayvan, çok kuvvetli ve çabuk büyür. Kuvvetli ve sulanan topraklarda her yıl ürün verir. Beyaz renkli çiçeklere sahiptir.

Verimi orta, dona, kurağa ve hastalıklara (monilya ve çil) karşı hassastır. İyi bakılmayan ağaçlar peryodisite gösterme eğilimindedir. Zayıf topraklarda ve kurak şartlarda abortif dişi organ oluşturur, çiçek tozlarının çimlenme yüzdesi düşer.

Hacıhaliloğlu kayısı çeşidi içerisinde meyve rengi, şekli, ağırlığı, SÇKM miktarı ve ağaç verimi bakımından geniş varyasyonlar bulunmaktadır. Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen “Hacıhaliloğlu Çeşidinde Klon Seleksiyonu” çalışmasıyla kaliteli klonlar seçilmeye çalışılmaktadır.

KAYISI TÜRLERİ


Kayısının Sistematiği

Takım : Rosales
Familya : Rosaceae (Gülgiller)
Alt Familya : Prunoidae
Cins : Prunus
Alt Cins : Prunophora
Tür : Prunus armeniaca L.

Son zamanlarda bazı sistematikçiler Prunus cinsinin birbirine benzemeyen çok sayıda tür içermesi nedeniyle kayısıyı Armeniaca cinsine dahil ederek A,rmeniaca vulgaris Lam. olarak isimlendirmektedir.

Bütün kayısı türleri 8 çift kromozoma (2n=16) sahiptir. Kayısıda P. armeniaca, P. sibirica, P. mandshurica ve P. mume ile tür içi melezlemede herhangi bir problem bulunmamaktadır. Fakat sadece bir kayısı erik melezi olan Prunus X dasycarpa türünde hem P. cerasifera ve hem de P. armeniaca ile yapılan geriye melezlemeler başarısız olmaktadır. Ayrıca türler arası melezlemelerde badem ve şeftaliye göre kayısı ile erik arasında yapılan çaprazlamalar daha kolay ve başarılı sonuçlar vermektedir.

Ünlü Rus sistematikçileri Vavilov ve Kostina kayısının doğal olarak yetiştiği birçok coğrafik bölgeyi dolaşarak selekte ettikleri kayısı materyalini Yalta Nikita Botanik Bahçesinde ve Taşkent Orta Asya Deneme İstasyonunda toplamışlardır. Yaklaşık 700 genotip üzerinde yapılan araştırma sonunda kültürü yapılan kayısıların büyük çoğunluğunun P. armeniaca L. türüne ait olduğu belirlenmiştir.

Kayısının tohumla çoğaltılması ve yüzlerce yıl değişik ekolojik şartlarda yetiştirilmesi sonucu, sayıları bitki sistematikçilerine göre değişmekle birlikte 6-8 ekocoğrafik grup ve 13 bölgesel alt grup oluşmuştur. Kayısının ekolojik adaptasyon durumu dikkate alınarak yapılacak bir gruplandırma kayısı ıslahı üzerinde çalışma yapan araştırıcılara faydalı olacaktır.

13 Ocak 2012 Cuma

Blair sendromu yaşanmasın...



Doğrudur, Uludere'de yaşanan trajedi, ne yazık ki, ülkeyi ruh haleti olarak böldü. Van depreminde gösterilen dayanışmanın zerresi görülmedi. Burası uygar bir ülke ya da batısıyla doğusu arasında duygu birliği olan, Kürtlere ayrımcılık yapılmayan bir ülke olsaydı, yas ilan edilebilirdi.

Öyle olmadığı gibi hükümet bırakın halktan, ölenlerin ailelerinden dahi özür dilemedi. Medyanın çoğu (herhalde Başbakan'dan "dükkân sahipleri"ne verilen talimatlar ışığında) olayı duyurmakta geciktiği gibi, küçük gösterme gayretinde oldu. Kaymakama yönelik (asla mazur görülemeyecek) saldırı neredeyse 35 gencin bombalanarak öldürülmesinden daha önemli bulundu. MHP lideri çıkıp, "Devlet gerekeni yaptı..." diyebildi.

Diyebilirsiniz ki, bir yandan PKK'nın, öte yandan devletin yıllardır insan hayatını hiçe sayması; kurşunlayarak, bombalayarak öldürmesi, öldürmeye karşı duyguları köreltti.

Diyebilirsiniz ki, kaçakçı köylülerin askere saldırmaya hazırlanan PKK militanları sanılarak bombalanması, bir ölçüde affedilir bir iş olarak görüldü. İyi de, toplum olarak yeniden tırmanan şiddete teslim olacak, yine insanlığı unutacak mıyız? Ölenler köylü değil de PKK militanları olsaydı bayram mı edilecekti? Eşkıya bir katlediyorsa, devletin beş katletmesi mi gerekir? Demokratik bir hükümet için esas insanların yaşamasını temin değil midir? Hani devlet artık acımasızca öldürmüyor, militanlara dahi şefkatle yaklaşıyordu? PKK'lı teröristlerin genç kızları kurşunladıktan sonra "polis zannettik" demesiyle, devletin delikanlıları bombaladıktan sonra "terörist zannettik" demesi arasında ahlaken ne fark var?

Özel mahkemeler yetkisizdir!



GENELKURMAY eski Başkanı İlker Başbuğ’un sorgulanması “İnternet Andıcı”nı tekrar gündeme getirdi. Ordunun siyasete karışması konusunda “örnek olay”lardan biridir bu.

Genelkurmay, iddianamedeki tanımla “psikolojik harekât amaçlı internet siteleri” kurmuş ve yine iddianameye göre, “askeri müdahale ortamı oluşturmak amacıyla” yayınlar yapmıştır. Halen tutuklu bulunan Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korg. İsmail Hakkı Pekün, savcılık ifadesinde “bu sitelerin 28 Şubat kararlarına göre kurulduğunu”, ama sonradan “mevcut mevzuata uygun olup olmadığını görüp kapattıklarını” söylemiştir.

Taraf gazetesinin yayını üzerine Org. Başbuğ bu siteleri kapattırıyor, dört site kurulmasına karar veriyor. Başbuğ’dan evvelki genelkurmay başkanları zamanında bu faaliyetler daha yoğundur!

Benim üzerinde durmak istediğim husus, kişiler değildir, bunu doğru da bulmam.

Neden yetkisiz?

Evvela yetki meselesini tartışmaya açmak istiyorum: Eski genelkurmay başkanı ile kuvvet komutanlarını yargılama yetkisi, özel mahkemelere değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’ne aittir! Çünkü son anayasa değişikliğiyle, genelkurmay başkanını ve kuvvet komutanlarını “görevleriyle ilgili” suçlardan dolayı yargılama yetkisi Yüce Divan’a verilmiştir. (Anayasa, 148. md.)

Bazı hukukçular, “Darbe hazırlığı görev değildir, onun için ağır cezada yargılanır” diyorlar. Peki, yolsuzluk yapmak bir bakanın veya yargı başkanının “görev”i midir ki, Yüce Divan’da yargılanıyor!

Hukuki ölçü, suçun “görevin verdiği yetkiyle işlenmesi”dir. Bu yetki olmasa o suç işlenemez zaten; o yetki kullanılarak işlenebilen suçlardır bunlar.

Soruşturmayı adli savcılar yapabilir ama davaya bakma ve gerektiğinde tutuklama yetkisi Yüce Divan’a aittir.

Bu, halen tutuklu bulunan eski kuvvet komutanları için de geçerlidir, dosyaları ayrılarak Yargıtay Başsavcılığı’na ve oradan Yüce Divan’a gönderilmelidir. Çünkü usul hükümleri yayınlandığı anda yürürlüğe girer, eskiden işlenmiş suçlar da yeni hükümlere tabi olur!

Lan'gır lungur

 “Bir günlük adalet… 60 yıllık ibadetten faziletlidir” Hazreti Muhammed…

*
Bir kişiye yapılan haksızlık, tüm topluma yapılan tehdittir Montesquieu
Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur, geriye kalan her şey onun etrafında döner Konfüçyus…
Adalet devletten gelmeliAristo
“Adalet olmadan düzen olmaz” Camus...
“Adaletsizliği işleyen, çekenden sefildir” Eflatun...
Hükümdar köylüden haksız yere yumurta alırsa, adamları bütün tavukları alır Sadi… 
Yasama yürütme yargı iç içe geçmişse, anayasa yok demektir Rousseau…
Adalet ortadan kalkarsa, insana değer verecek hiçbir şey kalmaz Kant
Adaletsiz güç, zalimdir Pascal

11 Ocak 2012 Çarşamba

BEN BİR APTALIM!...

Buna karar verdim. Çünkü akıllı biri olsam: AKP’ nin yanında olduğumu, Recep Tayyip Erdoğan’dan başka büyük olmadığını ülkemde onikimilyondan fazla açlık sınırında insan bulunmadığını, üç milyon işsiz olmadığını, emekli ve işçilerin refah içinde olduğunu, yakında Avrupa Birliği’ne gireceğimizi, AKP hükümetinin muhteşem bir hükümet... olduğunu söyleyip, istediğim kanalda en iyi parayla istediğim işi bulup, reklam filmlerinde boy göstererek, acayip para kazanır gül gibi geçinirdim.

Oysa ben bankadan kredi alabilmek için oturduğum evi ipotek ettirip, bu parayla okul yaptırıyorum ve AKP karşıtı olduğum için de tehditler alıyorum… Bana bakın satılmışlar… Bana bakın AKP uşakları ve popo yalayıcıları… Benim korumalarım yok, zırhlı arabalarım yok, silahım yok… Daha doğrusu ben böyle zannediyordum… Ama varmış. Bu ülkede gerçek Atatürkçü gençler varmış. Gerçek onurlu insanlar varmış.