28 Şubat 2012 Salı
8 Şubat 2012 Çarşamba
Milletvekilleri dokunulmazlık için soyundu
Slovak Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nden (Sloboda a Solidarita/SaS) 17 milletvekili "dokunulmazlıkların kaldırılması" taleplerine dikkat çekmek için soyunarak poz verdi.
Bianet'in haberine göre, merkez sağ/liberal SaS'ın milletvekilleri, ellerinde "Haydi milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarını soyalım" yazılı bir pankart tuttular.
Fotoğraflarını, Slovakya'nın tanınan gazetelerinden Novy Cas'a ilan olarak veren SaS, aynı zamanda bu eylemlerini kendi Facebook sayfalarından da duyurdu. Slovakya'da en az dört yıl boyunca görev yapan milletvekilleri dokunulmazlık kazanıyor. Dokunulmazlık yasası geniş kapsamlı ve milletvekillerinin trafik cezalarından bile muaf tutulmalarını sağlıyor. Dokunulmazlık yasası bugün Slovak Meclisi'nin gündeminde, kaldırılıp kaldırılmayacağı oylama sonucunda belli olacak. Genel seçimler ise 10 Mart'ta yapılacak. Bugünkü oylama dokunulmazlık konusunda seçimlerden önceki nihai sonuç olacak.
SaS üyeleri, "Vekiller de herkes gibi insan. Bu yüzden yargı dokunulmazlığı gibi ayrıcalıklara gerek yok" diyor. Slovakya, SaS'ın çalışmalarıyla 2010'da dokunulmazlıkların kaldırılması için referanduma gitti fakat yeterli katılım sağlanamadığı için dokunulmazlık kaldırılamadı. (Bianet)
Bianet'in haberine göre, merkez sağ/liberal SaS'ın milletvekilleri, ellerinde "Haydi milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarını soyalım" yazılı bir pankart tuttular.
Fotoğraflarını, Slovakya'nın tanınan gazetelerinden Novy Cas'a ilan olarak veren SaS, aynı zamanda bu eylemlerini kendi Facebook sayfalarından da duyurdu. Slovakya'da en az dört yıl boyunca görev yapan milletvekilleri dokunulmazlık kazanıyor. Dokunulmazlık yasası geniş kapsamlı ve milletvekillerinin trafik cezalarından bile muaf tutulmalarını sağlıyor. Dokunulmazlık yasası bugün Slovak Meclisi'nin gündeminde, kaldırılıp kaldırılmayacağı oylama sonucunda belli olacak. Genel seçimler ise 10 Mart'ta yapılacak. Bugünkü oylama dokunulmazlık konusunda seçimlerden önceki nihai sonuç olacak.
SaS üyeleri, "Vekiller de herkes gibi insan. Bu yüzden yargı dokunulmazlığı gibi ayrıcalıklara gerek yok" diyor. Slovakya, SaS'ın çalışmalarıyla 2010'da dokunulmazlıkların kaldırılması için referanduma gitti fakat yeterli katılım sağlanamadığı için dokunulmazlık kaldırılamadı. (Bianet)
KARŞIYAKA GÖZTEPE MAÇINDA 3G’Lİ KÜFÜR!
İStada küfürlü pankart sokamayan Karşıyaka taraftarlarının Göztepe derbisi için buldukları yaratıcı yöntem günün konusu oldu. İngiliz futbolseverler Karşıyakalı taraftarların bu yöntemine şaşırıp kalırken, ‘Orjinalliğe tam not’ yorumu yapıldı
Pazar günü Karşıyaka ile Göztepe arasında oynanan İzmir Derbisi’nde Karşıyakalı taraftarların açtığı pankart yaratıcılıkta gelinen son noktayı göstermiş oldu. Karşıyakalı taraftarlar içeriye soktukları kare şeklinde büyük pankartta 3G teknolojisine sahip telefonların okuyabildiği QR Code adı verilen bir kod yer alıyordu. Bilindiği gibi gazetelerde yer alan reklamların köşelerine konulan bu gibi kodlar, 3G teknolojisine sahip telefonlara okutulduğunda telefona daha detaylı bilgilerin yer aldığı bir adres gönderiliyor.
Sürpriz oldu
Merak edip karşılaşmada bu QR kodu telefonlarına okutan Göztepe taraftarları ise nahoş bir sürprizle karşılaştı. Zira kod okutulduğunda telefonlara Türkçe ve diğer dillerde de yazılmış bir şekilde “O.... Göztepe” küfürleriyle dolu bir sayfa çıktı. Göztepe taraftarlarına edilen bu hakaret bir yana Karşıyaka taraftarlarının statlarda uygulanan pankart sansürün bu şekilde delmesi taraflı tarafsız herkesin ilgisini çekti. Habere yer veren ünlü İngiliz blogu offthepost’ta “Liverpool ve Manchester United taraftarları bunu notlarınız arasına alın. Orjinalliğe tam not” yorumu yapıldı.
Sürpriz oldu
Merak edip karşılaşmada bu QR kodu telefonlarına okutan Göztepe taraftarları ise nahoş bir sürprizle karşılaştı. Zira kod okutulduğunda telefonlara Türkçe ve diğer dillerde de yazılmış bir şekilde “O.... Göztepe” küfürleriyle dolu bir sayfa çıktı. Göztepe taraftarlarına edilen bu hakaret bir yana Karşıyaka taraftarlarının statlarda uygulanan pankart sansürün bu şekilde delmesi taraflı tarafsız herkesin ilgisini çekti. Habere yer veren ünlü İngiliz blogu offthepost’ta “Liverpool ve Manchester United taraftarları bunu notlarınız arasına alın. Orjinalliğe tam not” yorumu yapıldı.
“Siz Agop Martayan’ı biliyor musunuz?”
Bilsek ne olur bilmesek ne olur demeyin. Hani, “Türkler Ermenileri soykırımdan geçirmiştir” diyorsunuz ya, Agop Martayan’ı bilseniz böyle iftiralar atmaktan belki utanırsınız.
1915’lerde ve tabii
bugün de Türkiye’de pek çok Agop Martayan’lar vardır. Eğer Türkler Ermenilere
soykırım uygulasaydı bu topraklarda bir tek bile Agop Martayan’ın mezarı dahi
kalmazdı.
Hem, Türk milleti
neredeyse bin yıldır birlikte yaşadığı Ermeni tebaası ile İngiliz’in, Yunan’ın,
İtalyan’ın, Fransız’ın, Rus’un başına çullandığı bir günde niye yeni bir cephe
açarak başını fazladan bir belâya soksun? Binlerce yıllık devlet tecrübesi olan
bir millet manyak mıdır ki böyle bir işe kalkışsın?
O günlerde Rumlar da
kudurmuştu; niye Rumlar için tehcire yeltenmediler, niye Rumlara soykırım
yapmadılar? Ha, belki, “Ruslara karşı Doğu cephesini emniyete almak için”
diyeceksiniz... İyi de, demek ki ortada “emniyeti tehlikeye düşüren” bir takım
dolaplar döndü, o zaman Osmanlı haklı öyleyse... Bir de, aynı bölgede
Süryaniler yaşıyordu,
Fatih Projesi (!)
Başbakan bir okulda
ilk tabletleri dağıtarak Fatih Projesi’ni (!) başlattı. Çağımıza damga vuran
teknolojiler ve eğitim yan yana olunca akan sular duruyor. Oysa, gerçekler çok
farklı:
1. Ortada öğretmenleri, öğrencileri ve müfredatı da ele alan bir proje yok. 2010’da yayımlanan “MEB Stratejisi 2011-2014” belgesinde, konuyla yakında uzaktan ilgili tek bir kelime bile yok. Kullanılacak teknolojinin pedagojik değer ve katkısı üzerine tek bir belge veya araştırma yok.
Ortada sadece Başbakan’ın 2010 Kasımı’nda ve seçim öncesinde ortaya attığı bir slogan var. Bunun içini aceleyle doldurmak için MEB bürok-ratları, harcanacak 8-9 milyar TL için iştahı kabarmış birkaç şirketin de yardımıyla, genel ve sığ bazı açıklamalar yapmanın ötesine gidememiştir.
2. Konu üzerindeki tartışma, sadece satın alınacak donanımlar üzerine odaklanmıştır. Öğretmenlere verilen bir haftalık, toplam 15 saatlik dersin ne kadar yetersiz ve sığ olduğunu, pilot illerden birisi olan eski seçim bölgem Uşak’ta gözlemledim.
3. Eylül 2011’de New York Times gazetesinin yayımlamaya başladığı, ABD’deki okullarda uygulamaları inceleyen bir yazı dizisinde (www.nytimes.com/2011/09/04/technology/technology-in-schools-faces-questions-on-value.html?ref=technology), yoğun teknoloji kullanılan okullarda öğrencilerin öğrenme düzeylerinin iyileşmediği, hatta kötüleşebildiği açıkça gösteriliyor. 4 Şubat 2012 tarihli Los Angeles Times gazetesi, konunun saygın uzmanlarına ve bilim insanlarına sordukları “Bu gösterişli teknolojilerin eğitime gerçek katkısı nedir” sorusunun yanıtlarını içeren bir makale yayımladı (www.latimes.com/business/la-fi-hiltzik-20120205,0,639053.column). Yanıtlar aşağı yukarı aynıydı: Okullarda bu yeni teknolojilerin kullanılmasından yararlananlar sadece satıcı firmalar ve yaldızlı ama sığ laflar eden politikacılardır! Nitekim, derslerini internetten herkese açmış olan, dünyanın önde gelen bazı üniversitelerinde en kompleks konuların bile kara tahtada işlendiğini görüyoruz.

.jpg)
